Zaman, insanın hem bireysel hem toplumsal yolculuğunu şekillendirir. Felsefi açıdan zaman, varoluşun akışını temsil ederken; sosyolojik açıdan kültürlerin ve toplumların dönüşümünü belirler. Özlü Yaşam, bu akışta anlamı yakalama ve toplumsal bağları güçlendirme çabasıdır.
Teknoloji insanları birbirine bağladı ama kalpleri birbirine yaklaştırabildi mi?
Bugün yüzlerce insanla iletişim kurabiliyoruz. Fakat gerçek anlamda anlaşılmak, görülmek ve hissedilmek giderek zorlaşıyor.
Modern toplum görünürlüğü artırdı fakat samimiyeti azalttı.
İnsan artık daha çok konuşuyor ama daha az dinliyor. Daha çok paylaşıyor ama daha az hissediyor. Daha çok görünüyor ama daha az tanınıyor.
Sosyolojik açıdan bakıldığında modern insanın en büyük problemlerinden biri aidiyet eksikliğidir. İnsan bir yere, bir duyguya, bir topluluğa ait hissetmediğinde içsel yalnızlık büyümeye başlar.
Bu yüzden bugün insanlar yalnızca arkadaş değil; anlam arıyor. Yalnızca kalabalık değil; bağ kurmak istiyor.
Gerçek temas; göz göze bakabilmekte, sessizliği paylaşabilmekte, yargılanmadan anlaşılabilmektedir.
Belki de insanın en büyük ihtiyacı; kendisi olabildiği bir yerde huzur bulmaktır.